Arabuluculuktan Sonra Dava Açma Süresi Ne Kadardır?

Yazan: · Yayımlanma: 27.08.2026 · Son kontrol: 28.08.2026

Arabuluculukta dava açma süresi — Coşkun Hukuk Arabuluculuk Bürosu, Sivas

Arabuluculuk sürecinden sonra dava açma süresi için tek bir rakam yoktur. Kanun iki ayrı mekanizma kurmuştur: sürecin devamı boyunca zamanaşımının durması ve yalnızca belirli uyuşmazlıklar için öngörülen özel süreler. Bu ayrım gözden kaçtığında iki yönlü hata yapılır; kimi zaman var olmayan bir süre nedeniyle acele edilir, kimi zaman gerçekten işleyen bir süre kaçırılır. İşe iade davası, süresi kaçırıldığında hakkın tümüyle kaybedildiği başlıca örnektir. Aşağıda arabuluculukta dava açma süresi, zamanaşımının durması ve yalnızca belirli uyuşmazlıklara özgü süreler ayrımıyla açıklanmaktadır.

Arabuluculuk süreci zamanaşımını nasıl etkiler?

Temel kural 6325 sayılı Kanun m.18/A/15’tedir: arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Aynı hüküm işçi–işveren uyuşmazlıkları için 7036 sayılı Kanun m.3/17’de tekrarlanmıştır.

Durma, kesilmeden farklıdır: süre baştan başlamaz, durduğu yerden devam eder. Başvuru anında alacağın zamanaşımına ne kadar kalmışsa, son tutanaktan sonra o kadarı kalmış olur. Bu nedenle arabulucuya başvurmak, dava hakkını korumak bakımından bir gecikme üretmez.

Arabuluculukta dava açma süresi anlaşamama hâlinde ne kadardır?

Alacak ve tazminat talepleri bakımından son tutanaktan sonra işleyen özel bir dava açma süresi yoktur. Uygulanacak olan, o alacağın kendi zamanaşımı süresidir; arabuluculuk boyunca durmuş, son tutanakla birlikte kaldığı yerden işlemeye başlamıştır.

Arabuluculukta dava açma süresi, uygulamada en sık karıştırılan konulardan biridir. İşe iade için öngörülen iki haftalık süre, kıdem tazminatı veya fazla çalışma ücreti gibi alacak talepleri için geçerli değildir. Süreyi belirleyen, arabuluculuğun bitiş tarihi değil talebin hukuki niteliğidir. Son tutanaktan sonra işleyen süreler şöyle ayrışır:

  • İşe iade davası — son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta (4857 m.20/1).
  • İşçilik alacakları — özel süre yok; alacağın kendi zamanaşımı, durduğu yerden devam eder (7036 m.3/17).
  • Ticari ve tüketici alacakları — özel süre yok; ilgili zamanaşımı kaldığı yerden işler (6325 m.18/A/15).
  • İhtiyati tedbir veya haciz sonrası dava — süre arabuluculuk boyunca hiç işlemez (6325 m.18/A/16).
  • Usulden ret sonrası yeniden başvuru — kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta (4857 m.20/1).

İşe iade davasında süreler nasıl işler?

İşe iadede iki süre arka arkaya işler. 4857 sayılı İş Kanunu m.20/1’e göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Bu süre kaçırılırsa işe iade talebi tümüyle düşer.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı süre içinde iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Buradaki iki haftalık süre, arabuluculuğun genel kuralı değil işe iadeye özgü bir süredir.

Doğrudan dava açılıp usulden reddedilirse ne olur?

Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılırsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir. İşe iade bakımından 4857 m.20/1 bu hâl için ikinci bir yol açar: ret kararı taraflara resen tebliğ edilir ve kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

Bu düzenleme, usul hatasının hakkı tümüyle yok etmesini önler. Ancak süre kesindir ve tebliğ tarihine bağlıdır; kararın kesinleşmesi beklenmeden veya tebliğ sonrası iki hafta geçirildikten sonra yapılan başvuru sonuç doğurmaz.

Son tutanak dava dilekçesine eklenmezse ne olur?

Davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Eklenmezse mahkeme, tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiği, aksi hâlde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderir (6325 m.18/A/2 ve 7036 m.3/2).

İhtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın dava usulden reddedilir. Buna karşılık arabulucuya hiç başvurulmadığı anlaşılırsa mahkeme bir süre vermez; herhangi bir işlem yapmaksızın davayı doğrudan reddeder. Aradaki fark, eksik belge ile eksik başvuru arasındadır.

İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz alınmışsa süre nasıl işler?

Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmişse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.397/1’de, ihtiyati haciz kararı verilmişse 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.264/1’de düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez (6325 m.18/A/16). Tedbir, arabuluculuk sürerken bu nedenle kendiliğinden kalkmaz.

2023 yılında 7445 sayılı Kanun’la eklenen cümle bir durumu daha güvenceye almıştır: arabuluculuk bürosuna başvurduktan sonra başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili icra takibi yapılırsa, başvuran taraf son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde menfi tespit davası açıp talep ederse İcra ve İflas Kanunu m.72/2 hükmü uygulanır.

Ticari uyuşmazlıklarda süreç neden daha uzun sürer?

Genel kuralda arabulucu başvuruyu üç hafta içinde sonuçlandırır ve süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Ticari uyuşmazlıklarda ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A/2 uyarınca süre altı hafta, uzatma ise en fazla iki haftadır.

Bu fark dava açma süresini değil, son tutanağın düzenleneceği tarihi öteler. Zamanaşımı bu süre boyunca durmaya devam ettiği için uzayan süreç alacak hakkını zayıflatmaz; yalnızca dava aşamasına geçiş gecikir. Süreyi planlarken bakılması gereken, uyuşmazlığın ticari nitelikte olup olmadığıdır.

Büronun bu alandaki çalışması

Arabuluculukta dava açma süresi, başvurudan önce netleştirilmesi gereken hususların başında gelir. Coşkun Hukuk Arabuluculuk Bürosu, süreçte taraf vekili veya Adalet Bakanlığı siciline kayıtlı arabulucu sıfatıyla yer alabilir; iki rol aynı dosyada birleşmez.

Süre yönetimi bakımından taraf vekilliğinde yapılan iş, talebin hangi süre rejimine tabi olduğunun başvurudan önce belirlenmesidir. İşe iade talebiyle alacak talepleri aynı dosyada birlikte ileri sürülebildiği için, aynı son tutanağa bağlı iki farklı sürenin işlediği durumlar sık görülür. Son tutanak tarihinin ve tebliğ tarihlerinin kayda geçirilmesi, bu nedenle sürecin en kritik ayrıntısıdır.

Resmî kaynaklar

  1. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu
  2. 4857 sayılı İş Kanunu
  3. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu
  4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu