
İdare hukuku, kamu gücü kullanan idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunu konu alır. Bu uyuşmazlıklar adli yargıda değil idare ve vergi mahkemelerinde görülür ve yargılama 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘na tabidir. Aşağıda bu kanunun temel kuralları ile kamu personeli uyuşmazlıklarında sık karşılaşılan başlıklar özetlenmiştir. İdare hukuku başlıkları bu sayfada dava türü ve süre bakımından ayrı ayrı sıralanmıştır.
İçindekiler
İdari yargı hangi uyuşmazlıklara bakar?
2577 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü bu Kanun’daki usullere tabidir; bu mahkemelerde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır. İmar işlemleri, ruhsat ve izinler, sınav işlemleri, atama ve naklen atama kararları, disiplin cezaları bu alanın tipik konularıdır. Aynı Kanun’un 2. maddesinin 2. fıkrası idari yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimiyle sınırlar; mahkemeler yerindelik denetimi yapamaz.
İptal davası ile tam yargı davası nasıl ayrılır?
Dava türleri 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinde sayılmıştır. İptal davası, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olması nedeniyle, menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılır. Tam yargı davası ise idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenlerin açtığı, zararın giderilmesine yönelik davadır. Kanun’un 12. maddesi bu iki davanın birlikte açılabileceğini, iptal davası sonuçlandıktan sonra kararın tebliği üzerine dava süresi içinde ayrıca tam yargı davası açılabileceğini düzenler.
Dava açma süresi kaç gündür?
2577 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde dava açma süresi Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde otuz gündür. İdari uyuşmazlıklarda süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Kanun’un 8. maddesi uyarınca tatil günleri süreye dahildir; sürenin son günü tatile rastlarsa süre, tatili izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.
Dava açmadan önce idareye başvurmak gerekir mi?
Kanun bu konuda üç ayrı yol düzenler:
- Üst makama başvuru (m.11): İşlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması, dava açma süresi içinde üst makamdan istenebilir. Bu başvuru işlemeye başlamış dava açma süresini durdurur; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve süre kaldığı yerden yeniden işler.
- İdari makamların sükutu (m.10): İlgililer bir işlem veya eylemin yapılmasını idari makamlardan isteyebilir; otuz gün içinde cevap gelmezse istek reddedilmiş sayılır.
- Tam yargı davasında ön başvuru (m.13): İdari eylemlerden hakları ihlal edilenler, öğrenme tarihinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmak zorundadır.
Yürütmenin durdurulması hangi şartlarda istenir?
2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin 1. fıkrasına göre dava açılması, dava edilen işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması kararı için işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi aranır; karar, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek verilir. Aynı madde, kamu görevlileri hakkındaki atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği işlemlerinin “uygulanmakla etkisi tükenecek işlem” sayılmayacağını belirtir. Bu istem hakkında verilen kararlara, tebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir.
Disiplin cezasına karşı hangi yollar açıktır?
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi disiplin cezalarını uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma olarak sayar. Aynı Kanun’un 130. maddesi uyarınca savunması alınmadan disiplin cezası verilemez; savunma için yedi günden az olmayan bir süre tanınır. 135. madde ise uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebileceğini, itiraz süresinin tebliğden itibaren yedi gün olduğunu ve disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunun açık bulunduğunu düzenler.
Karara karşı istinaf ve temyiz mümkün mü?
İdare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir (m.45). Kanunda belirlenen parasal sınırın altında kalan bazı davalarda ilk derece kararı kesindir. 46. maddede sayılan dava türlerinde ise bölge idare mahkemesi kararları, tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir; düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları ile kamu görevinden çıkarma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalar bunlar arasındadır. Kanun’un 28. maddesine göre idare, kararın icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek zorundadır ve bu süre kararın tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.
Büronun idare hukuku alanındaki çalışması
Büroda bu alanda yürütülen işler şunlardır: işlemin tebliğ tarihine göre dava açma süresinin hesaplanması, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesinde sayılan unsurları taşıyan dava dilekçesinin hazırlanması, yürütmenin durdurulması isteminin gerekçelendirilmesi, disiplin soruşturmalarında savunma dilekçesinin düzenlenmesi ve itiraz merciine başvurulması, istinaf ve temyiz dilekçelerinin yazılması, kesinleşen kararın idarece uygulanmaması hâlinde gerekli başvuruların yapılması. Sivas ve çevre illerdeki idare ve vergi mahkemeleri ile Danıştay nezdindeki işler bu kapsamda takip edilir. Vergi mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklar için ayrıca vergi hukuku sayfasına bakılabilir.