Hukuki Danışmanlık

1136 sayılı Avukatlık Kanunu çerçevesinde hukuki danışmanlık: yazılı görüş, sürekli danışmanlık ilişkisi, vekaletname, gizlilik ve ücret esasları.

Hukuki danışmanlık — Coşkun Hukuk Arabuluculuk Bürosu, Sivas

Hukuki danışmanlık, bir işin hukuki durumunun değerlendirilmesi ve görüş bildirilmesidir. Dayanağı 1136 sayılı Avukatlık Kanunu‘dur: Kanun’un 2. maddesi avukatlığın amacını hukuki ilişkilerin düzenlenmesi ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasının sağlanması olarak tanımlar. Aşağıda danışmanlık ilişkisinin kanuni çerçevesi açıklanmıştır. Bu sayfada hukuki danışmanlık ilişkisinin kapsamı, kurulması ve sona ermesi başlıklar hâlinde açıklanmıştır.

Hukuki danışmanlık nedir?

1136 sayılı Kanun’un 35. maddesinin 1. fıkrasına göre kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz diğer organlar önünde hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek ve bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Danışmanlık, bu maddede sayılan işlerin dava dışında kalan bölümüdür: mevcut durumun ilgili mevzuat karşısında değerlendirilmesi ve seçeneklerin ortaya konması.

Danışmanlık ile dava takibi arasındaki fark nedir?

Dava takibi, açılmış veya açılacak bir uyuşmazlığın yargı önünde yürütülmesidir ve vekâletname verilmesini gerektirir. Danışmanlıkta ise henüz bir dava bulunmayabilir; soru, atılacak adımın hukuki sonucunun ne olacağıdır. 1136 sayılı Kanun’un 35. maddesinin 3. fıkrası, dava açmaya yeteneği olan herkesin kendi davasına ait evrakı düzenleyebileceğini ve işini bizzat takip edebileceğini belirtir; danışmanlık bu durumda da alınabilir. Değerlendirmenin yazılı görüş olarak verilmesi, dayanılan mevzuatın ve varsayımların görünür kalmasını sağlar.

Şirketler için sürekli danışmanlık zorunlu mu?

Kural olarak hayır; ancak 1136 sayılı Kanun’un 35. maddesinin 3. fıkrası iki grup için istisna getirir. Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri, sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Aynı fıkra, bu hükme aykırı davranan kuruluşlara sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için idari para cezası verileceğini düzenler.

Vekâletname hangi durumda gerekir?

Görüş verilmesi için vekâletname şart değildir; ancak bir işin resmi merciler önünde takibi vekâletnameyi gerektirir. 1136 sayılı Kanun’un 56. maddesine göre usulüne uygun düzenlenmiş vekâletname avukatın dosyasında saklanır ve avukat, örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu imzasıyla onaylayarak kullanabilir; bu örnekler bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir. Kanun’un 171. maddesi ise avukatın üzerine aldığı işi, yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip edeceğini belirtir.

Görüşülen konular gizli kalır mı?

1136 sayılı Kanun’un 36. maddesi sır saklama yükümlülüğünü düzenler: avukatların kendilerine tevdi edilen veya görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır. Bu konularda tanıklık edebilmeleri iş sahibinin muvafakatini almış olmalarına bağlıdır; bu hâlde dahi avukat tanıklıktan çekinebilir ve çekinme hakkının kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz. Kanun’un 34. maddesi ayrıca avukatların görevlerini özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmesini ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymasını arar.

Danışmanlık ücreti nasıl belirlenir?

1136 sayılı Kanun’un 163. maddesine göre avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir; sözleşmenin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir, yazılı olmayan anlaşmalar genel hükümlere göre ispatlanır. 164. madde avukatlık ücretini hukuki yardımın karşılığı olan meblağ veya değer olarak tanımlar ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘nin altında vekâlet ücreti kararlaştırılamayacağını belirtir. Aynı maddeye göre dava veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi de ücret olarak kararlaştırılabilir; bu oran yüzde yirmi beşi aşamaz.

Uyuşmazlık dava açılmadan çözülebilir mi?

1136 sayılı Kanun’un 35/A maddesi bu imkânı düzenler. Avukatlar, dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce, tarafların kendi iradeleriyle elde edebilecekleri konularla sınırlı olmak üzere, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilir. Uzlaşma sağlanırsa konuyu, yeri, tarihi ve karşılıklı yerine getirilecek hususları içeren tutanak avukatlar ve müvekkiller tarafından imzalanır; madde bu tutanağın İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddesi anlamında ilam niteliğinde olduğunu belirtir.

Büronun hukuki danışmanlık alanındaki çalışması

Büroda bu alanda yürütülen işler şunlardır: başvuranın anlattığı olayın belgelerle birlikte incelenmesi, uygulanacak mevzuatın belirlenmesi ve yazılı görüş hazırlanması, atılacak adımların süre ve şekil şartları yönünden sıraya konması, sözleşme ve yazışma taslaklarının gözden geçirilmesi, şirketler ve kooperatifler için sürekli danışmanlık ilişkisi kurulması, uygun görülen hâllerde Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesi kapsamında uzlaşma girişiminde bulunulması. Görüşme kapsamındaki bilgiler 36. madde uyarınca sır saklama yükümlülüğüne tabidir.