
Nafaka için sabit bir formül yoktur. Türk Medeni Kanunu tutarı hesaplayan bir tablo koymaz; bunun yerine hâkimin dikkate alacağı ölçütleri belirler ve takdiri hâkime bırakır. Bu nedenle “nafaka hesaplama” arayışının cevabı bir çarpım değil, hangi nafaka türünün istendiği ve o türde hangi ölçütlerin uygulandığıdır. Dört ayrı nafaka türü vardır ve her birinin şartı, süresi ve sona erme hâli birbirinden farklıdır. Bu yazı, nafaka hesaplama sorusunu dört nafaka türünün kanuni ölçütleri üzerinden ele almaktadır.
İçindekiler
Kaç tür nafaka vardır?
Türk Medeni Kanunu dört ayrı nafaka düzenler. Hangisinin isteneceği, tarafların ilişkisine ve sürecin hangi aşamada olduğuna bağlıdır:
- Tedbir nafakası — boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkimin dava süresince re’sen aldığı geçici önlemlerdendir (TMK m.169).
- Yoksulluk nafakası — boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla ödenir (TMK m.175).
- İştirak nafakası — velayet kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma borcudur (TMK m.182/3).
- Yardım nafakası — yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşlere karşı doğan yükümlülüktür (TMK m.364).
- Ayrı yaşamada katkı — birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin diğerine yapacağı parasal katkıya karar verir (TMK m.197).
Nafaka hesaplamasında miktar neye göre belirlenir?
Çocuk için istenen nafakada ölçüt açıkça sayılmıştır: nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir; çocuğun kendi gelirleri de göz önünde bulundurulur (TMK m.330).
Yoksulluk nafakasında ölçüt farklıdır. Nafaka, yükümlünün malî gücü oranında belirlenir ve talep eden tarafın kusuru daha ağır olmamalıdır. Buna karşılık nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m.175). Yani kusursuz eş de, karşı taraf yoksulluğa düşecekse nafaka ödemekle yükümlü olabilir.
Yoksulluk nafakası ne kadar süreyle ödenir?
Kanun metni açıktır: yoksulluğa düşecek taraf, geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m.175). Burada evlilik süresine bağlı bir üst sınır ya da otomatik bir bitiş tarihi öngörülmemiştir.
Süresizlik, sonsuza kadar değişmezlik anlamına gelmez. Nafaka, aşağıda sayılan hâllerde kendiliğinden kalkar veya mahkeme kararıyla kaldırılır; ayrıca tarafların malî durumu değiştiğinde miktarı yeniden belirlenebilir. Süresiz olan, nafakanın baştan bir süreye bağlanmamış olmasıdır.
İştirak nafakası ne zaman sona erer?
Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK m.328/1). Ergin olma yaşı kural olarak on sekizdir; bu tarihte iştirak nafakası kendiliğinden sona erer ve ayrıca karar alınması gerekmez.
Kanun bir uzatma öngörür: çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (m.328/2). Bu aşamada nafakayı isteyecek olan, artık ergin olan çocuğun kendisidir.
Nafaka artırılabilir veya azaltılabilir mi?
Artırılabilir ve azaltılabilir. TMK m.176/4’e göre tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Bu, ayrı bir dava ile istenir ve nafaka kararının kesin hüküm oluşturmadığı anlamına gelir.
Kanun bir de önleyici imkân tanır: hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (m.176/5, çocuk için m.182/4). Bu talep edilirse her yıl yeniden dava açma ihtiyacı azalır.
Nafaka hangi hâllerde kalkar?
TMK m.176/3 iki grup hâl sayar. İrat biçiminde ödenen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; bunun için karar alınması gerekmez.
İkinci grup mahkeme kararı gerektirir: alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi. Bu hâllerde nafaka ancak açılacak dava sonucunda kaldırılır. Ayrıca manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine hiçbir hâlde karar verilemez (m.176/2).
Nafaka davasını kim açabilir?
Çocuk için nafaka davasını, küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına açabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde dava, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir. Ayırt etme gücüne sahip olan küçük ise bizzat nafaka davası açabilir (TMK m.329).
Yardım nafakasında dava, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır ve talep, davacının geçinmesi için gerekli olan, karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardımdan ibarettir (TMK m.365). Kardeşlerin nafaka yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır (m.364/2).
Büronun bu alandaki çalışması
Coşkun Hukuk Arabuluculuk Bürosu, nafaka dosyalarında tarafın vekili olarak görev alır. Nafaka miktarı hâkimin takdirine bağlı olduğu için, ulaşılacak tutara ilişkin bir taahhüt verilmez.
Yapılan iş, talebin doğru nafaka türü üzerinden kurulması ve kanunun aradığı ölçütlere ilişkin verinin dosyaya eksiksiz sunulmasıdır: çocuğun ihtiyaçlarına, tarafların gelir ve giderlerine ve yaşam koşullarına ilişkin belgeler. Artırım ve azaltım taleplerinde ise değişikliğin hangi tarihten itibaren doğduğunun ortaya konması belirleyicidir.
Resmî kaynaklar
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın özelliklerine göre hukuki görüş veya sonuç farklılaşabilir.